Otistik Bozukluk

Otistik Bozukluk, otizm yaşamın erken dönemlerinde başlayan ve yaşam boyu süren, sosyal ilişkiler, iletişim, davranış ve bilişsel gelişmede gecikme ve sapmayla belirli nöropsikiyatrik bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. İşlevselliğin bu alanlarındaki bozulmalar, 3 yaşından önce var olmalıdır. Yaklaşık olarak otistik bireylerin% 70'inde zeka geriliği vardır ve zeka geriliği en sık komorbid durumdur. Zeka bölümü (ZB) 70-85 puandan yüksek olanlar için yüksek fonksiyonlu, bu puandan düşük olanlar için ise düşük fonksiyonlu otizm tanımlaması yapılmaktadır.
Otizm sıklığında gerçek bir artışın olup olmadığı tartışma konusudur. Maalesef bu konuyu açıklayacak veri çok azdır. Prevalans ile ilgili, aynı zamanda yapılan çalışmalarda bile belirgin farklılıklar vardır. Diğer etkenlerin de prevalansın artmış gözükmesine neden olacağı açıktır; bu durumun aydınlatılması için uzunlamasına yapılacak çalışmalar gereklidir. Yüksek fonksiyonlu otizm bu olguların % 11-34'ünde görülmektedir. Bu, yüksek fonksiyonlu otistik çocukların toplumdaki prevalansının 0.5/1OOO'den az olduğunu göstermektedir.
Otistik bozuklukta erkek/kız oranı 3/1 ya da 5/1 olarak bildirilmektedir. Ancak kızların erkeklere göre daha ciddi olarak etkilenme eğilimlerinin ve aile öykülerinde bilişsel bozulmaların daha olası olduğu bildirilmektedir. Erkekler beyin disfonksiyonun oluşumu için daha düşük eşiğe sahip olabilirler ya da tersine, kızlarda otizm oluşması için daha fazla beyin hasarı gerekli olabilir. Ülkemizde çok az sayıda yapılan çalışmada yaklaşık olarak erkek/kız oranı 5/1 olarak bildirilmiştir. Otizm tüm sosyoekonomik düzeylerde ve tüm dünyada görülen bir bozukluktur.
Antalya psikiyatri otizm hakkındaki araştırmasını temel psikiyatri kitabından aldığı yazı ile yukarıda açıklamıştır.

© 2018, Antalya Psikiyatri | Antalya Psikiyatri Merkezi. Tüm Hakları Saklıdır.